• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/insanveislamcom/
  • https://twitter.com/insanveislamcom?lang=tr
HULÜL NEDİR?
Hulûl, (Rabbimizi tenzih ederiz) Allah’ın evren ve insanla bütünleşmesi, onların cisimlerine girmesi anlamlarında kullanılmaktadır.
Özellikle doğu dinlerinden köklerini alan ve de -maalesef- kendini İslam’a nispet eden çeşitli fırkalarda da varlığını gösteren bir batıl inançtır. Hintliler, sahte tanrıları olan Vişnu’nun değişik insanların şekillerine girdiklerine inanmaktadırlar. Aynı zamanda gulatı Şia’da, Nusayrilerde de (haşa!) Ali bin Ebu Talib’in vücuduna Allah’ın girdiği ve onunla bütünleşip, onda beden olarak cisimleştiğine inanılır. Yine gulatı sufiyyede de bu sapkın inanışlar mevcuttur. Bu sapık inanca sahip olanlar (Rabbimizi tenzih ederiz) Allah’ın kendi zatının veya O’nun kudretinin insanlara, hayvanlara veya başka varlıklara geçip onlarda da bu tür ilahi özelliklerin olabileceğine inanırlar.
Bu tür inanış sahiplerini kimler ne olarak tanıtırlarsa tanıtsınlar, ne tür övücü ifadelerle onları aklamaya çalışsalar da bu insanların İslam diniyle alakaları yoktur. Velev kelime-i şehadet getirseler ve de dini ibadetleri yapsalar bu kimseler Müslüman olarak nitelendiremezler.
Bakınız konuyla ilgili üç tanınmış kişiden üç örnek verirsek:
1. Örnek:
Celaleddin Rumi’nin şeyhi Şems’e Allah’ın Kimya Hatun olarak geldiğini söylemesi:
Şemsi Tebrizi’nin Kimya adında bir karısı vardı. Bir gün Şems’e kızıp Meram bağları tarafına gitti. Mevlana medresenin kadınlarına işaretle: “Haydi gidin, Kimya Hatun’u buraya getirin. Mevlana Şemseddin’in gönlü ona çok bağlıdır” buyurdu. Bunun üzerine kadınlardan bir grup onu aramaya başladıkları sırada Mevlana Şems’in yanına girdi. Şems şahane bir çadırda oturmuş, Kimya Hatun’la konuşup oynaşıyor ve Kimya Hatun da giydiği elbiselerle orada oturuyordu. Mevlana bunu görünce hayrette kaldı. Onu aramaya hazırlanan dostların karıları da henüz gitmemişlerdi. Mevlana dışarı çıktı. Bu karı kocanın oynaşmalarına mani olmamak için medresede aşağı yukarı dolaştı. Sonra Şems: “İçeri gel!” diye bağırdı. Mevlana içeri girdiği vakit Şems’ten başkasını görmedi. Bunun sırrını sordu ve: “Kimya nereye gitti?” dedi. Mevlana Şems: “Yüce Tanrı beni o kadar sever ki istediğim şekilde yanıma gelir, şu anda da Kimya şeklinde geldi” buyurdu.(1)
2. Örnek:
İbn Arabi’nin Allah’ın en güzel görünümünün kadın olduğunu söylemesi:
Erkek kadını sevdiği zaman onunla yatmak istemiştir. Yani sevginin sonunda meydana gelen şey… Nikâh (kadın erkek münasebeti)nden daha büyük bir kavuşma yoktur. Onun için şehvet kişinin bütün vücudunu kaplar. Bu sebepten kişinin yıkanması emredilmiştir. Şüphesiz Allah, kulunun kendisinden başka bir şeyle lezzet bulduğuna inanmasını çok kıskanır. Onun için kendisinde fena bulduğu kadın suretine girerek tekrar kendisine dönmesi için yıkanma (gusul) ile onu temizlemiştir. Çünkü başka şekilde olmaz. Erkek, Allah’ı kadında müşahade ederse, buna münfailde müşahade denir. Allah’ı kadında müşahade etmesi tam ve en mükemmeldir. Çünkü Allah onlarda çok mükemmel müşahade edilmektedir. Zira Allah maddelerden soyut olarak hiç bir zaman müşahade edilmez. Allah’ın kadınlarda müşahade edilmesi en büyük ve en mükemmeldir. Kavuşmanın en büyüğü de nikâh (münasebet)tir.”(2)
3. Örnek:
İmam Rabbani’nin Mektubat’ından bir örnek:
Kıymetli emirlerinize uyarak bu mektubu yüzümün karasıyla yazıyorum. Dağınık, bozuk olan hallerimi titreyerek arzediyorum. Bu yolda ilerlerken, Allahu Teâla’nın ismi zahirleri o kadar çok tecelli etti ki, her şeyde ayrı ayrı göründü. Hatta nisa (kadınlar) şeklinde, onların organları haline ayrı ayrı zahir oldu.(3)
Sonuç olarak;
Allah Subhanehu ve Teâlâ’yı tüm çirkin şeylerden tenzih ederiz. Allah, yarattıklarına benzemez. O, hiçbir mahlûkun cismine ve suretine girmez. Hulûl inancı ve onu çağrıştıran inanışlar İslam’ın red ettiği küfri inanışlardır.
Rabbim bizleri her türlü küfür inancından muhafaza buyursun.
Küfür inancında olanlara da hallerini görüp, dönmeyi nasip eylesin. Allahumme âmin.
(Esedullâh Saîd)
Kaynaklar:
(1) Ahmed Eflaki, Menakibu’l-Arifin, II/56-57, ter. Tahsin Yazıcı, MEB, İst., 1989.
(2) İbn Arabi, Fususu’l-Hikem, 1/212, el-Halebi baskısı, yine Kaşani şerhi, 437, İstanbul baskısı, İbn Arabi’nin kadın aşkı ve kadınlara düşkünlüğü hakkında bilgi için Tercümanu’l-Eşvak kitabına bakınız, s. 75-77, ter. Mahmud Kanık, İz Yayıncılık, İstanbul, 1991.
(3) İmam Rabbani, Mektubat Tercemesi, 1/6, Birinci Mektup, Terceme, Hüseyin Hilmi Işık, Sönmez Neşriyat, İstanbul, 1968.
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
95 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın